Tag Archives: Is Pyaar Ko Kya Naam

Ders Kodu: IPKKND101 / Ders Adı: Iss Pyar Ko Kya Naam Doon’a Giriş I

ilk

Bu yazı bir “tanıtım yazısı” olmadığı gibi “övme veya yerme yazısı” da değildir. Yazının başlığında adı geçen diziyle tanışmak isteyenler veya diziyle ilgili yorum okumak isteyenler veya dizinin eleştirisini yaparak diziyi kritik etmek isteyenler “asıl IPKKND yazısı için” lütfen danışmaya tıklayınız… 😉

Bu yazıda, Iss Pyar Ko Kya Naam Doon (Bu Aşka Ne Ad Vermeli) dizisini izlemiş olanlar veya dizinin tamamını izlemese de izlemiş kadar olanlar veya hali daha nice nice olmuş olanlar ile şerbet kaynatıp kapıda lokma döktüreceğiz 😉 Yani bu tanımlamalara uymuyorsanız konuya Fransız kalmanız kaçınılmaz olacaktır >.< Konuya Fransız kalmayanlar, bu “after party” yazısına çekinmeden giriş yapabilirler. 😀  Bilgi notu: After party yazısı ‘spoiler’ demek değildir, ‘spoilerin ağa babası’ demektir…

IPKKND dizisi, bölüm sayısı sebebiyle, görenleri hemencecik korkutan bir dizi… “Girersem çıkamam” hissiyatını iliklerinize kadar hissettiren bir dizi… Cebren ve hile ile bir şekilde başlama kararı aldığınızda da “hızlı ilerlemekle” ilgili kafada türlü türlü planlar yaptıran bir dizi… “Şöyle atlarım, böyle zıplarım ve iki dakikada bitiriveririm 50 bölümü heheyt be ne sandın yılların dizicisiyim!” diye içinizden ikna naraları attıran bir dizi… Ne var ki diziyi finallediğinizde, 398 bölümün tamamını bitirdiğinizde, şu “girersem çıkamam” hissiyatının da çok doğru olduğunu anladığınız bir dizi… Final bölümünü izleyip diziyi bitirmiş olsanız bile diziden çıkış için öyle kolay kolay vize alamıyorsunuz; uzun bir süre gümrük kapısında ‘diziden arta kalanlarla’ takılıp vakit geçiriyorsunuz… Öyle bir dizi işte… İzlemeyenler, anlayamazsınız… 😉

Dizi bitti! Oh! Lakin bu sefer de dizideki sevdiğimiz kısımları tekraar tekraaaar izleme derdi başlıyor! Ne var kiiii 398 bölüm bu gardaaş, boru değil! Oh-hoooo! Dizi kazan biz kepçe; ara ki bulasın sevdiğin sahneleri…

Diziyi kim nasıl izlemiştir bilemiyorum; şahsen ben izlerken sür’atli bir şekilde ara vermeden izlediğim için; dizi bittikten sonra hangi olay neredeydi diye hatırlamam pek mümkün olamadı… Bu noktada youtube videoları sevenlerin imdadına yetişse bile, dizinin sıkıcı kısımlarına takılmadan müfredata uygun bir şekilde “diziyi tekrar yapmak” isteyenler için; ya da dizide sevilen sahnelere ‘nokta atışı’ yapmak isteyenler için “hızlandırılmış tekrar kursu” tadında bir IPKKND Atlası oluşturmanın, bir IPKKND İndeksi yazmanın, bir İçindekiler Kısmı hazırlamanın kaçınılmaz olduğu doğdu gönlüme! 😀 Ya Allah Bismillah diyorum ve söz verdiğim üzere “dizinin ilk 88 bölümü” üzerinden yazmaya başlıyorum… 😉

“Oturayım da bi’ IPKNND atlası yazayım.” diye kolları sıvamadım tabii ki de 🙂 Diziyi izlemeye devam ederken sevdiğim sahnelerin bölüm numaralarını ufak notlarla yanımdaki cep defterine yazıveriyordum. İşte o ‘ufak notları’ burası için yeniden düzenledim…

Bir önceki IPKNND yazımda da belirttiğim gibi, ben 88. bölümden başlayıp 328. bölümden u dönüşü yaparak 1. bölüme geçmiştim. Siz böyle yapmayın, tecrübeyle sabit ki ilk 88 atlanmamalı :/

Bu bir “dizi özeti” yazısı değildir! Konu anlatılmıyor! İzleyen kişinin ‘bir kelimeyle’ hatırlayabileceği şekilde olaylardan bahsediliyor…

üst

1. BölümLucknow… Arnav’ın gözlüğü, Khushi’nin kulağı derken “Hint usulü karakter girişleri” neredeyse tüm bölüm boyunca sürüyor… Khushi ablasının düğünü için epeyce süslenmiş olarak motosikletle Arnav’a doğru yola çıkıyor. Arnav “Ben çok zenginim, biraz da sonradan görmeyim” açıklamalarını yapmış olarak defilede Khushi’yi bekliyor.(Kızı havada kapabilmek için sırt egzersizlerini de yaptı  ama montajda çıkarmışlar o sahneleri 😀 ) Dizi boyunca neredeyse 1456 kere izleyeceğimiz ‘Arnav’ın ablasının düğün günü’ flashbackinin  de ilk izlemesini yapıyoruz. Veeee 3..2..1 Kushi Arnav’ın kucağında! Varan 1! (Evet, bütün dizide ana tema olan “kucağa düşme” olayını saymaya karar verdim~.~) #KushiArnavınKucağındaVaran1 

2. Bölüm: Arnav kızı kucağından fırlattıktan sonra kafasındaki dupattayı da tek bir ayak hareketiyle çekip alıveriyor. Arnav, “Seviyene göre hata yap… Sizin gibi kızlar…” gibi çıkışlar yaparak, Khushi’ye, kendisinden âlâ öküz bulamayacağını, bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini net bir dille ifade ediyor. Efsane olan “Daha terbiyesizleşmeye başlamadım…” repliğiyle birlikte kızın bluzunu yırtıyor hayvanoğluhayvan.

Bluz

3. ve 4. Bölüm: Tapınak… Arnav’ın kafasında beyaz yemeni, Khushi’nin boynunda beyaz dubatta. “Khushi’nin eğitimli dupattalarının Arnav’a dolanma serisi”nin açılışının yapıldığı bölüm… Khushi, Arnav’ın ağzının otunu vermek niyetiyle yolunu kesiyor ama ne hikmetse misyoner tebliği ile babanne nasihati arasında gidip gelen bir konuşma yapıyor adamcağıza… (Kendi ayağıyla tapınağa gelmiş adamı durduk yere şirke zorladı ya hadi neyse ~~)

7. Bölüm: Arnav’ın da dediği gibi: “Delhi’ye gelir gelmez doğrudan benim arabama mı çarptın uyduruk motosikletinle?” Trafik kazası ve arkasından gelen söz dalaşı… Arnav’ın değişmeyen “Sizin gibi kızlar…” repliği. (Kushi de o kadar tanrıdan söz edeceğine bi’ diyemiyor ki; ‘Bizim gibi kızlar derin yara olmuş sende, demek zamanında iyi oymuşlar seni ki unutamamışsınasdfghjklş)

9. bölüm: Khushi Arnav’ın evine ilk kez giriyor. Arnav da evde olmasına rağmen gölgelerin gücü adına birbirleriyle karşılaşmıyorlar…

14. Bölüm: Arnav’ın ofisindeki yangın söndürme fıskiyelerinin çalışmasına sebep olan Khushi; bu olayın hemen akabinde, Arnav’ın arabasının üstünde piknik yaparken Arnav’a enseleniyor. Arnav yine “Senin gibi kızlar…” çıkışı yapıyor. Khushi’nin eğitimli dupattası Arnav’a yetişemeyince Arnav’ın arabasına dolanıveriyor. Arnav dupattayı yırtıveriyor.

16. Bölüm: İşe girdiği ofiste patronun kim olduğunu hâlâ bilmeyen Kushi’yi Arnav tam da kendi çalışma masasının altında sobeliyor. (Şimdi yani Allah için doğruyu söylemek lazım; ilk bölümden beri adam nereye gitse bir şekilde adamın burnunun dibinde bitiyor Khushi. Normalde olsa kızın tam hasta-manyak bir stalker olduğunu söyleriz ama dizi işte diyemiyoruz 😀 ) Arnav kızı camdan aşağıya atıyor, atarken bir de “Ne de olsa düşmek senin fıtratında var!” diye laf sokuyor. (Bence, kız bu sefer kucağına düşmedi diye bozuldu, ondan böyle laf sokuyor 😀 ) Kovulmayı hazmedemeyen Khushi Arnav’a meydan okuyor. Khushi’nin meydan okuması çok zayıf ve temelsiz olmasına rağmen; Arnav’ın bu başkaldırıyı bastırması saniye sürmeyebilecekken; Arnav, tavuk kümesinin kapısını açık görmüş gebeş sansar gibi götüm götüm yanaşıyor Khushi’ye ve 15 günlüğüne kızı kendine köle eden sözleşmeye zorla imza attırıyor. (Çakaaaal, bir de kıza gazla çalışan cihaz muamelesi yapıp “yoksa korkuyor musun” ayağına verdi gazı, verdi gazı!) Meşhur “Welcome to hell!” repiğini de söyledi rahat etti…

masa

19. Bölüm: Khushi’nin ofisteki kölelikte ilk günü. İlk iki iddiayı Khushi kazanıyor. Ofisteki yangını Khushi’nin çıkardığını öğrenen Arnav “Bir yemin ettim ki dönemeeem” diyerek Khushi’yi kovamıyor. Khushi, annemin deyişiyle, kuru göllerde boğularak yine düşmeye yeltenir, bir “tutmasaydım düşüyordun” sahnesiyle Arnav bilekten yakalıyor Khushi’yi.

22. Bölüm: Khushi ofiste ‘takvim çekimi’ için kırmızı sari giyiyor. Veeeeee işte; İlk RabbaVeeee çalıyor, Arnav ilk ‘hattan düşme’sini yaşıyor 😀 (Khushi’nin şalları kesinlikle eğitimli. Sarinin şalı bile Arnav’ı görünce düşüverdi ama bu sefer uzanıp da Arnav’a dolanamadı, kısa geldi herhalde sari şalı.)

24. Bölüm: Otoparktaki yağmur sahnesi.  Arnav Khushi’yi arabadan kurtarmak isterken ‘sarılıveriyor’. Yağmur altında uzun uzuuuun RabbaVeeee… Kushi’yi yağmur altında it gibi bırakıp giden Arnav, arabasından kendini dışarı atıp: “İlk defa bir şeyleri yanlış yaptığımı hissediyorum. Her ne yapıyorsam haklıyım. Öyleyse neden devamlı onu düşünüyorum, sürekli onun yüzünü görüyorum? ASR hiçbir kızı umursamaz!” (Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Kırmızi sari olayı ile otoparktaki yağmur olayı dizide aynı gün gerçekleşiyor. Yani adama daha ilk seferde dayamışınız yüksek doz RabbaVe’yi, sapıtması normal. İyi bari eli ayağı kesilmedi çocuun 😀 )

25. Bölüm: Khushi sabah sabah Arnav’ın evine evrakları götürüyor. Arnav havuzbaşında çiçekleri sulamaktadır. (Manzaraya kop gel ><) Khushi yine düşmeye kalkıyor ama Arnav yine “tutmasaydım düşüyordun” sahnesiyle yakalıyor kızcağızı. RabaaaaVee… Kahvaltı masasında aynı anda hapşırma olayı… (“Tutmasaydım düşüyordun” sahnelerini ‘kucak’tan saymıyorum ama saysa mıydım ki?)

28. Bölüm: Arnav Khushi’yi harabe binadan kurtarıyor. Lakin Khushi, çakma superman Arnav’a görüp görebileceği en büyük atarı yapıyor. Veeee tıp tarihine geçecek şekilde Khushi’nin sadece belden yukarısı bayılıyor! RabbaaaaVeeeeee (Kız az daha ölüyordu, eli-kolu kanlar içinde kalmış; herif hâlâ RabbaVe derdinde O_o#KushiArnavınKucağındaVaran2 (Direk kucağına düşmedi ama olsun.)

Ve benim bu dizide en sevdiğim detaylardan biri olan şu olayın ilk seferi: #KhushininEliArnavınYakasında1 (Khushi’nin bilinci yerindeyken şalları Arnav’a yapışıyor olabilir ama kızın bilinci kapandığı an bizzat kendisi yapışıyor herifin yakasına 😀 )

33. Bölüm: Khushi Arnav’a, Arnav’ın evinde, istifa konuşması yapıyor: “Senin sayende değil sana rağmen iyiyim!” 😀 (Khushi’nin ikinci ve son sağlam atarı bu! Bundan sonra daha da böyle çemkiremiyor Arnav’a. Ee tabii ki bu atarının sağlam olmasının temel sebebi, bu sefer tanrı konusuna hiç girmemiş olması.) RabbaVe çalındı ama pek yeri değildi sanki 😉

37. Bölüm: Bilmem ne festivalinden dolayı herkes tapınakta. Khushi ve Arnav ellerinde tepsi varken çarpışıyor. Yine “tutmasaydım düşüyordun” sahnesi. Tepsideki kırmızı boya ikisinin üstüne saçılıyor. Khushi’nin şalı Arnav’ı görünce yine harekete geçiyor 😀 Arnav istifa günüyle ilgili bi’şeyler demeye kalkıyor ama Khushi bizim oğlanı oracıkta sıcak tezek gibi yığıp bırakıyor. 😀 Bütün ahali ağacın altında çaput bağlayıp maneviyatta level atlar iken; afallamış olan Arnav uzaktan uzaktan, ibadet eden Kushi’yi kesiyor. (cıkcıkcık günah oğlum ayıp 😀 )

38. Bölüm: Tapınaktaki çarpışmanın etkisi ile evinde arpacı kumrusu gibi düşünen Arnav: “Eskiden konuşuyor diye rahatsız oluyordum, şimdi ise suskunluğuna neden tahammül edemiyorum? Bana neler oluyor?

40. Bölüm: Yine bilmem ne seremonisinden dolayı herkes tapınakta. (Khushi’nin de dediği gibi, dinsiz Arnav da niyeyse tapınaklardan çıkmaz olduasdfghj) Khushi oruçlu diye bayılmaya kalktı ama bu sefer belden yukarısı bile bayılamadı. Tıpkı bir vals sahnesiymişçesine kendisini geriye doğru atıp Arnav’ın elini yakaladı 😀 Ama neyse, sonuçta kombo yaptılar: Hem #KushiArnavınKucağındaVaran3 hem de “tutmasaydım düşüyordun” sahneleri peş peşe yaşanıyor… Orucunu suyla bozdurdu diye kendisine çemkiren Khushi’ye Arnav: “Yürümeyi öğren sonra konuş!” (Adam haklı beyler dağılın 😉 )

2014-05-10 031

41. Bölüm: Put önünde tepsi çevirmece, herkesin gözü önünde al gülüm ver gülüm oynamaca 🙂 (Khushi, Arnav’ın Lazanyaya oruç açtırdığını görünce bildiğin kıskanıyor arkadaş ya. 🙂 Ne çabuk.)

45. Bölüm: Khushi “Arnav’la hesaplaşmam bitti, artık rahat etmem gerekirken sanki arkada orada çok önemli bir şey unutmuşum gibi…” diyerek pazar günü putunu almak için ofise gidiyor. Ofisin deposunda, olmuş bir armut gibi, gökten Arnav’ın kollarına düşüyor. #KushiArnavınKucağındaVaran4 (Arnav önce putu yakalamış olabilir ama sonuçta ha Khushi’yi yakalmışsın, ha putunu yakalamışsın; adam akıllı, bonus topluyor 😀 ) (Khushi’nin eğitimli şalları, uzun zamandır Arnav’ı görmediklerinden olsa gerek, depoda anakonda gibi dört bir yandan sardılar herifi 😉 )

46. Bölüm: Arnav kabusu! Kapıyı kırdı, telefonu kırdı, kızı duvara yapıştırdı O_o Khushi’nin tüm korkmasına rağmen “Önce kapıyı aç, sonra konuş!” şeklinde inat etmesi: Bingo! Khushi: “Seni dinlemeyeceğim. Benden de konumumdan da nefret ediyorsun değil mi?! Mutlu ol! Sonsuza kadar gidiyorum buralardan!” Heeheeeey heheheeeyy Rabbaaaaveeeeee Rabbaveeee…

48. Bölüm: Arnav, aşkı anlatan ablasına: “Dediğin gibi bir aşka düşersem onu kendimden uzak tutarım; çünkü ben beynimle yaşarım.” diyor. Ablası: “Nefes alamazsın.” diyor 😀 Eniştesinin tavsiyelerini dinleyen Arnav Kushi’ye yaptığı zulümleri hatırlıyor…Lavanya’nın konağa  girdiği bölüm.

49. Bölüm: Konaktaki yemek masasında Khushi’nin adı geçiyor ve kamera zoom yapıyor: Kızcağıza karşı niyeti bozmuş olan iki erkek, enişte ve Arnav! (Ahahhah manzaraya bak yaasdfghjklşi, hooşt köpek!)

50. Bölüm: Ablasını tapınağa getirme bahanesiyle Kushilerin muhite gelen Arnav, Khushilerin kapısına kilit vurdukları evin önünü pişmanlıktan dilek ağacına çevirecek, az kaldı 😀

55. Bölüm: Arnav, Khushi’yi hatırlatan incileri fırlatırken: “Kaybetmeyeceğim, artık sadece ismi var! Devamlı onu düşünüyorum, görüyorum. Büyüledi sanki.” Khushi partiye sipariş hazırlıyor.

57. Bölüm: Khushi’nin Arnav’a yaptığı “Sonsuza kadar gidiyorum buralardan!” atarından sonra kalkıp adamın gardırobunun içinden çıkması!!! (Yani Arnavcık da n’apsın artık, kendini nerelere vursun. Kızı köyde biliyor, kız gardırobundan çıkıyor, hem de cam kapaklı gardropda ahahhaa) Üstelik Khushi doloptan çıkmaya çalışırken yine bir “tutmasaydım düşüyordun” sahnesi var 😀

Havuz başında, ilk köşeye kıstırmaca… “Terbiyesizlik ediyorsun!” “Çünkü bir tek terbiyesizlikten anlıyorsun!” O_oO zaman da çaresizdim şimdi de çaresizim.” Khushi halhalını koyverdi de gitti 😀 (Şu damat olayı bütün “ilk buluşma” heyecanını dağıtıyor püff 😦 )

59. Bölüm: Büyükannenin Khushi ile Lavanya’yı kıyaslaması… Ama höğh yani o nasıl kıyaslama asdfgh ‘Eşeğin kulağına su kaçırmak’ dedikleri bu olsa gerek…

61. Bölüm: Ablandan daha değerli kimse yok mu?’ sorusuna “hattan tamamen düşerek” cevap veren Arnav’a ‘wuuuuğğhuu’ diyorum! (Yavaş gel de yanların ağrımasın 😛 Ne çabuk sevmiş la 😀 )

63. Bölüm: Büyükanne, ‘Khushi’yi evde işe alma’ fikrinin tohumlarını Anjeli’nin bilinçaltına ustalıkla ekiyor. “Arnav, orjinal Hint kızını görünce çakma kızla aradaki farkı anlar.” diyor yaşlı başlı teyze 😉 Arnav parti tatlılarının zararını karşılıyor lakin Khushi’yi evdeki ilk iş gününde elektrikler de gitmişken görünce dumura uğruyor ve ilk kelimesi: DEFOL!

65. Bölüm: Arnav kovduğu Khushi’yi parayla geri getirtir, ama kızın önündeyken yedi sülalesinden bir güzel azar yer 😛 Arabadaki emniyet kemeri sahnesinden sonra, dizi boyunca Arnav’dan bol bol duyacağımız şu talihsiz repliğin ilk söylenişi: “Her şey senin yüzünden!“… Khushi, ablasının dizinde ağlayan Arnav’ın içindeki insanı ve sevgiyi görüyor… (Şahsen ben göremedim, Khushi öyle dedi diye yazdım -.-)

66. Bölüm: ‘Köyden indim şehre’ modunda takılan Khushi, Arnav’ın ‘birlikte yaşadığını’ öğreniyor ve -ne haddineyse artık- bayaa bir yaygara yapıyor. “Arnav’la konuşmak hoparlörün önünde konuşmak gibi!

67. Bölüm: Arnav, Khushi’nin konakta işe girerken “Arnav’ın suratını görmeme” şartı koyduğunu öğreniyor. (Muhahhaha! 😀 Ne bozuldu ama kerkenezzzz)

68. Bölüm: Bilmem ne töreni için baharat almaya çıkan Arnav telefonda Khushi’yle tartışıyor. Eli kolu tören eşyalarıyla dolu olan Arnav’ın kucağına, kapıdan girer girmez, bir adet Khushi düşüyor. #KushiArnavınKucağındaVaran5  Arnav yine “Para ödeyin, bunun gibi kızlar o zaman mesaiye kalır!” çıkışı yapıyor. “Güzel hayatım boşa harcanıyor.” 😀

70. Bölüm: “Koldaki tereyağ” işaretini kabul etmeyen tanrıtanımaz Arnav’ı binbir türlü dolap çevirerek ayine getirten Khushi’nin işgüzarlığı…

71. Bölüm: Gece geç saatte Khushi’yi eve bırakan Arnav Khushi’ye güzeelce hesap soruyor. Khushi çok cırlayınca da arabadan atıyor. (Arnav’a da hayvan mayvan diyoruz lakin ben olsam bu kadar hadsizliğe, densizliğe karşı arabadan atmakla yetinmeyip arabayla üstünden de geçebilirdim. Ama Arnav yine gitti çamur içindeki Khushi’ye elini uzattı yane, aşk işte O_o Khushi buralarda cidden çok sinir bozucu.) Aklı Kushi’de kalan Arnav olay yerine tekrar geri dönüyor ama nafile…

72. Bölüm: Khushi intikam serisine geçiyor… (Söylemezsem çatlarım: Arabanın benzin deposuna şeker koyarsanız araba aynen çalışmaya devam eder, hatta performansı artar bile. Diğer bilgiler şehir efsanesidir.)

73. Bölüm: Arnav aksiliklerin kaynağını çözüyor ve intikam yeminini ediyor: “Yine nereden geldiğini unuttun alçak zihniyet, öyle bir hatırlatacağım ki!” (Ben Arnav’ın tarafını tutuyorum. ~.~)

74. Bölüm: Arnav, odasına kırık laptop getiren Khushi’ye hatırlatmayı yapıyor: “İhanet kalıtsal. Hizmetçiden özür dilenmez!” (Bu oğlan böyle kibirlendiğinde biri de çıkıp şuna ay götüm demiyor ya…içimde kalıyor…)

75. Bölüm: Şiddetli sağanak halinde hakaret yağdırdığı Khushi’ye kıyıdan kıyıdan yanaşmaya çalışan Arnav, Khushi tarafından, sıcak çayla göğsünden haşlanıyor. Kushi,  havuz başındaki Arnav’ın yanına gidiyor ve yediği tüm herzeleri ağlaya zırlaya itiraf ediyor; bir yandan da ne kadar salyası sümüğü varsa dupattasına siliyor. O_o  Arnav gülümseyerek izliyor.

76. Bölüm: Lavanya ve Khushi keçi vasıtasıyla yakınlaşıyor. Khushi: “Sizin birlikteliğiniz için her şeyi yaparım, bu benim işim.” Kulak misafiri olan Arnav… Arnav’ın yanağındaki izi silen Lavanya; kıskanan Khushi… RabbaVeeee 🙂 (İlişkilerin etik kalabilmesi için Arnav’ın bu bölümlerde Lavanya’dan ayrılması gerekirdi ya hadi niysaa -_- )

77.  ve 78. Bölüm: Kısa bir süre için bile olsa Khushi hırsızlıkla suçlandığı için vicdanı rahatsız olan Anjali, Arnav’a, ‘Khushi’ye başından beri anlayışsız davrandık.‘ deyince içi titreyen Arnav’ın yanık göğsünde Khushi patlar! Khushi’nin küpesi adamın göğsüne takılır, sonra da sümüklü şalı adamın gömlek koluna takılır: RabbaVe’nin dibi artık! (‘İyi misin?‘ diye soran Arnav’a şok olarak bakan Khushi’ye soruyorum: Adam 2 saattir gözlerinde yüzüyor, adeta içine düştü de şimdi buna mı şaşırdın bacım ya asdfgh!)

Duvağı kim kafana örterse o, senin kocan olur.” düsturuyla Arnav’ın dötünün kılı gibi davranmaya başlayan Lavanya vesilesiyle duvak Khushi’nin başında patlıyor. (Pembe duvaklı Khushi‘yi görünce Arnav o kadar güzel hattan düşüyor ki herife ettiğim evvelki hakaretlerimi şimdilik geri alıyorum 😛 Lakin duvak muvak ayağına kızı bakarak eskittin be Arnav. Biraz az bak bari de yarına da kalsın 😀 İnsan bu da nihayetinde kalbi tansiyonu felan vardır…)

İki kız konakta basbaya fantezi dünyası oluşturdular: Yatakta, Arnav’ın fotosu ellerinde iken, müzik eşliğinde dans ederek yastık savaşı yapan kızlar… Ve bu “koşarken obua çalan kızlar“ı basan Arnav: “Bu orta sınıf kızla yaşıyor gibi davranıyorsun!” (Egoya gel! Adamı ikna etmek için evde maaşlı eleman çalıştırıyorlar. Evlenmezsen evlenme len! Sana iyi bi’ sopa çekseler bunlara hiç gerek kalmaz ya niysa. Gerçi bu dayak işini ilerde damat hallediyor değil mi 😀 )

Arnav Lavanya’dan evlenme teklifi alır. Fakat Lavanya, dünyanın en saf-salağıymış gibi, ağzından Khushi’yi düşürmeyerek eder teklifi… Khushi’nin annesi ve babası geldi.

79. Bölüm: Evlenme teklifi sebebiyle çıldıran Arnav Khushi’nin evini arıyor. Lakin Kushi yine onun lafını dinlemiyor 😀 Sonra da Arnav Lavanya’yı reddedip Khushi’den intikam yemini ediyor. Evin içinde Khushi’yi sıkıştırıp azarlamak isteyen Arnav’ın mutfakta suratına un kovası patlıyor. Arnav’ı atlatmak için konağın salonunda bayılma numarası yapan Khushi’ye şapşal gibi su götürüyor Arnav 🙂  (Lavanya’nın Kushi’ye ‘Arnav bana değil sana kızgın‘ demesi kişisel saflıklar-saçmalıklar tarihine geçebilir.)

80. Bölüm: Arnav evde kimse yokken Kushi’yi havuz başında sağdan soldan çeviriyor. Güzel güzel sırasıyla hakaretlerini ediyor. Cesarete gelen Khushi yine saçma sapan tanrı-evlilik dırdırlarını yapıyor. (Kızım adam gibi cevap verip yığ şunu olduğu yere yahu, nedir böyle seksenlik neneler gibi tanrı da tanrı!) Khushi “Karaktersizsin!” deyip yürüyüp gitmeye kalkar ama Arnav yeni(?) bir bilek koparma sahnesiyle Khushi’ye karaktersizin kelime anlamını öğretmeye kalkınca Khushi ağlar. (Onu yürek yemeden önce düşüneceydin caanım -.- ) Khushi’nin mor bilekleri… (Dizideki erkek şiddetinden içim şişiyor he…yeri değil işte susuyorum) Akıllara ziyan elektrik kesinti sahnesi… Arnav’ın düşen kızı değil, mum tutan kızı kurtarması… (Böyleceeee “Arnav’ın kucağına düşme hakkı“nın öyle herkese verilmediğini, tapusunun Khushi’de olduğunu öğreniyoruzzzz 😀 )

81. Bölüm: Yarım kaldığını sandığımız ‘tapınaktaki kuş bırakma sahnesi’… (Hintli senaristler kurgu yapmışlar, yani Hint dizi senaryolarını robotlar yazmıyormuş asdfghjklş…) Khushi’nin, Arnav’ın odasına gidip, Arnav’a ana-babası için yaptığı anlamsız başsağlığı çıkışı… Arnav’dan “Sen beni anlayamazsın!” temalı fırça seansı… (Ne bağrıyorsun be kıza!) Fırçayı yiyen Khushi ağlayınca: “Bu numaralar bana sökmez, maaşını artırmam.O_o

82. Bölüm: Arnav, Khushi’nin yetim olduğunu Anjali sayesinde kendinden iğrenerek öğrense de henüz bir şey yapamadı… (Baba-anne-Shyam sahneleri arttığı için bölümler hıphızlı ilerliyor 😉 )

83. Bölüm: Arnav Kushi’den özür dileme pratikleri yaparken pambık gibidir ama yine de özür dileyemez… Khushi işe gelmez… (Pencerede bekleme sahnesi ekleyeydiniz de az keyifleneydik 😀 ) Telefonda Khushi susmaz ki Arnav konuşsun… Arnav Lavanya’ya artık it gibi davranıyor. (Onun da niyeyse zinhar gıkı çıkmıyor. Lavanya’ya ilk cemre hâlâ düşemedi!)

84. Bölüm: Parti alanındaki çardakta Khushi hayat hikayesini anlatıyor; Arnav da kızın kollarını morarttıktan sonra ilk özrünü diliyor. Khushi’nin deyişiyle: “Bu bir özür mü yoksa altın madalya mı?”

85. Bölüm: Khushi’nin morarmış kollarını saklayan dupatta Arnav’ın dosyasına takılarak açılıyor; Arnav ikinci özrünü diliyor.

86. Bölüm: Khushi Lavanya’yı gelin kılığına sokup Arnav’ın odasına koyuyor ve böylece çifti birbirine düşürmüş oluyor. (Kendi de odada kalıp gitmiyor, bir de köşeye sandalye atıp izleyeydin bacım.) Lavanya evi terkedince Arnav’dan Kushi’ye: “Hepsi senin yüzünden…

88. Bölüm: Khushi, Arnav ile Lavanya’yı barıştırmak için ofiste Arnav’a yalvarırken ağlıyor. Arnav: “Bu kızın gözyaşları neden beni rahatsız ediyor! Damn it!…” Khushi, Lavanya’nın adına, Arnav’ın ofisini yeşillikle doldurup bir de intihar notu iliştirince çiftimizi barıştırıveriyor. Lakin çiftimizin kavuşma sahnesinde gözyaşlarını tutamıyor ve bu zamansız akan gözyaşlarına hem Arnav hem de Kushi’nin kendisi bir anlam veremiyor… 😀

89. Bölüm: Khushi Arnav’ı görünce kulakları duymaz, gözleri görmez oluyor… Tek gördüğü Arnav, tek duyduğu ise kalbinin sesi 🙂 Khushi’nin göz kırpmalarına maruz kalan Arnav’ın feleğinin şaşması… 😀 Arnav salonda gazete okurken Khushi’nin arkadan yanaşıp yanaşıp durduğu sahne 😀  

90. Bölüm: Bilmem ne ayini için konağa doldurulan çocuklarla körebe oynayan Khushi Arnav’ı ebeler 😀 (Lakin Khushi bu bölümde Arnav’ı cidden delirtti, adam bu bölümde de tiskinmediyse bu kızdan daha da tiskinmez 😀 )

sarı

**88 bölümü düz hesap olsun diye 90’a tamamladım; işin benden yana olan kısmını bi-tir-dim miiii bitirdim elhamdülillah! Zira bu yazıyı yazıp taslaklara atalı neredeyse 10 ay olmuş O_oBugünün işini yarına bırakmak” konusunda lisans derecesi yapmışım adeta…

**Aradan geçen bunca zaman sırasında “dizinin hastası olan izleyiciler” kategorisinden ne zaman ayrıldığımı anımsamıyorum… Lakin, şimdi yazıyı yayınlamadan önce, yazıya tekrar göz atarken bazı bölümleri gidip yeniden izledim filan… Güzelmiş be, eğlendim yeniden 😀 Yani diyorum ki…

…yarım kalmasın, amme hizmeti olsun, MİM OLSUN, temiz olsun…

Bu sebeple:

__Dizinin geri kalan bölümlerini “atlaslandırmaları” için; bu diziyi izlemiş olduklarını bildiğim blog yazarlarından Miss Nefertiti‘yi, Kore Delisi‘ni ve Bunu Sevdim‘i mimliyorum. Eğer diziyi izleyen başka tanıdığınız-bildiğiniz blog yazarları varsa haber veriniz efenim, davet açıktır…

__Yazmak için 90-100 bölüm kimisine çok gelebilir; o sebeple: 40 bölümün altına düşmeyelim ki ‘tuz parası’na dönmesin, 100 bölümün üstüne çıkmayalım ki ‘başkasına da kalsın’… 😀 Yazmaya karar verenler, niyetlendikleri bölüm aralığını aşağıya not düşerlerse tekrara düşülmemiş olur. (Bir tam tur dönüldükten sonra tekrara da dönülür belki kim bilir 😀 )

__Şahsen en başta niyetim sadece ‘olayları hatırlatan anahtar kelimeler’ kullanıp “gerçek bir dizi indeksi” yazmaktı; ama yazarken resmen çenemi tutamadım, beceremedim… Yazdığım 90 bölümü bir karışlık sayfaya da sığdırabilirdim aslında ama…olamadı işte… ;( Artık herkes kendi üslubunca…

__İndex’i yazacak olan sevgili blog yazarları;                  #KushiArnavınKucağındaVaran5 ve #KhushininEliArnavınYakasında1 etiketlerini kaldıkları yerlerden sizlere emanet ediyorum 😀

Veda Notu:

Bütün diziye bakıldığında; en aşksız, en heyecansız, en eğlencesiz kısımların benim payıma düştüğünü görüyorum açıkçası… Ben de isterdim; Kushi’nin ablasının evlendiği bölümleri ya da Arnav’ın Khushi’nin peşinde kuyruk gibi gezdiği bölümleri v.b. bölümleri yazıp çayda çıra oynamayı… Tüm eğlenceli kısımlar size kaldı, kıskançlıklarımı sunup ardından da “nasip” diyerek susuyorum 😉 Kendime bir “bonus bölüm” hediye ederek hem hevesimi alıyor hem de veda ediyorum… Eyvallah 😉

Bonus Bölüm “174. ve 175. Bölüm”: Beni çok mu özledin; beni çok mu merak ettin, hımmmm demek öyle…” cilveleriyle Khushi’yi devamlı köşeye sıkıştırmaya çalışan Arnav, Kushi’nin elindeki kınada “A” harfini de görünce eğlence zirve yapıyor ve tam seyirlik oluyor 😀 Tüm bunların üstüne Khushi ablasının bileziğini havuza düşürüyor… Havuzbaşının ıssızlığından faydalanıp, iddia middia ayağına Khushi’yi daha da köşeye sıkıştıran Arnav’ı bir sonraki gün aynı yerde, hem de herkesin gözü önünde, bu sefer Kushi köşeye sıkıştıyor 😀 Böylece Arnav’ın ablasına ve ninesine de ilk cemre düşmüş oluyor elhamdülillah 😛  

**DEV GİBİ BİR EDİT**: Ben bu yazıyı yayımlayalı 7 ay olmuş… 7 ay çok uzun bir süre olmasa da  bu zaman zarfında köprünün altından ne sular akmış ne gemiler geçmiş neler neler olmuş… Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon dizisinin namı diyar diyar gezmiş dolaşmış da Türkiye’de de kendine ses bulmuş bile. IPKKND dizisi Türk kanallarında yayınlansın diye dizinin fanları evvelden epey etkinlik yapmışlardı zaten. Kendilerine direk müracaat edilmiş olmasa da, bu uzaklardan gelen RabbaaVeeee nidalarına kulak veren Türk kanalı KANAL7 olmuş. IPKKND dizisi, BİR GARİP AŞK ismi ile hafta içi her gün saat 16:00’da Kanal 7 de Türkçe dublajlı olarak 9 Kasım 2015 tarihi itibari ile yayınlanmaya başlamış bile. Diziyi Türkçe dublajlı olarak Bir Garip Aşk adı altında takip etmek-izlemek isteyenler dizinin resmi sayfası için şuracıktan tıklayabilirler:) İyi seyirler Türkiye, haydi Rabbeve’niz bol ola…    

Ben dizinin aslını izlemiş biri olarak ve normalde de filmleri-dizileri orjinal dillerinde izlemeyi seven biri olarak şahsen dublajlı halini takip etmeyeceğim. Amma velakin dizi Kanal 7 ekranlarında bildiğin HD yahu! Görünce gözlerim açıldı resmen 😀 IPKKND dizisinin sevdiğim sahnelerini HD olarak, hem de büyük ekranda, Bir Garip Aşk adı altında izlemeye elbette tavım 😉

**Dedikodu Editi**: “Dizi çok aldı yürüdü, önünü alamadık” diyen Hint yapımcılar diziye, dizinin orjinal oyuncularıyla, özel bir bölüm çekmektelermiş şu günlerde… Olur yani bence, çok da güzel olur 😀 😀

son dans

29 Yorum

Filed under Diziler yola çıktı geliyor...

HİNDİSTAN’DA RADARLARIMIZA Mr. DARCY TAKILDI! [IPKKND]

Öncelikle, rica edeceğim sakin olunuz! Ağlarımıza bir adet Mr. Darcy takıldığı doğrudur; lakin bu “yeni keşfi” açıklamaya başlamadan önce, ‘söz konusu olan Darcy’nin, başlıktan da anlaşılacağı üzere, Kuzey Denizi sularında değil de Umman Denizi dolaylarında keşfedildiğini’ belirtmek istiyorum… Yani mesele şudur ki; bu Darcy İngiliz değil, Hintli. Bu sebeple, eğer birazdan bahsedeceğim şekilde ırkçı sayılabilecek önyargılarınız varsa şimdiden geçmiş olsun… 

Maalesef, “Mr. Darcy nedir, kime denir? bölümü”ne kadar gerilere gidemeyeceğim. Mr. Darcy denilince duruluveren, Aşk ve Gurur denilince dikkat kesilen, Elizabeth denilince istemsizce gülümseyen, Jane Austen denilince kaleme sarılası gelen kişiler hedef kitlemizdir zannımca… Herkesin aşktan anladığı farklıdır tabi ki, ama aşk denilince aklınıza gelenlerden biri de Aşk ve Önyargı (Pride & Prejudice) ise siz de bizimle birlikte içeri buyurunuz efendim…

Bu yeni keşfimin izahatına geçmeden önce, kendi histerilerimi kontrol altına alabilmek adına, kısa bir Basın Açıklaması: Çok sevdiğim ‘yapımların’ beğenilmemesine, hunharca-özensizce eleştirilip ziyan edilmelerine tahammül göstermekte zorlanıyorum, üzülüyorum. Kusursuz olduklarından değil de kıyamadığımdan:) En çok da “Aaaay bu muydu yaaaa?!” minvalinde eleştirenler adına üzülüyorum, çünkü küçücük deniz hıyarlarına (Pseudocolochirus sp.) takılı kalıp büyük balıkları kaçırıyorlar bence ama hadi neyse… İşte tüm bu sebeplerden dolayı, ben, bu söz konusu ettiğim keşfi anlatmaya; onu ne kadar sevdiğimi, ona nasıl ayılıp bayıldığımı anlatarak değil de onu eleştirerek başlayacağım. Öncelikle; sevmediğim, gözüme takılan, saçma bulduğum şeyleri anlatacağım… Çünkü savunma vermek istemiyorum. Elbette kusursuz bir yapım değil, biliyoruz! Eğer kusursuzunu bulmuş olsaydım gelip burada anlatmaz, direk Hindistan’a bilet alırdım;)

Başlangıçta rahatsız edici şeylerden bahsedecek olmamın asıl sebebi: Canını seven kaçsın diye! Çünkü tüm işimin gücümün arasında, bitirme tezimin teslim tarihi yaklaşırken, her şeyi askıya alıp, durdurulamaz bir şekilde 4 günde dizinin 240 bölüm kadarını izlemiş biri olarak, insanlık namına, öncelikle herkese bi’ el aman vermek istiyorum… 

Ve başlıyorum…

  Her şey; internette, siyasal gündemden korunacak şekilde, sağa sola salvo atışları yaparak tıngır mıngır gezer iken, Nefertiti‘nin içerikteki yazısını tıklamamla başladı! Yazı, bir Hint dizisi olan Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon‘u güzelce izah ediyordu. Yazıda ki vurucu noktayı kestim getirdim  buraya bizzat bak:

nefertiti

398 sayısını görünce tam açtım ağzımı “Yok daha neleer, hem de Hiiint jargonuyla hayatta izlenmez!?!!” diyecektim kiiii maziyi hatırlayarak dilimi ısırıp susuverdim. Zira bundan hepi topu 2-3 yıl kadar önce, ben de ,Kore dizisi izleyenlere “Çekiklerin dizisi izlenir mi beğğh?!!” diyengillerdendim… Sonuç ortada; 100’e yakın Kdrama/Jdrama izlemiş biri yazıyor bu satırları şimdi;)

Shame…

    “Büyük konuşmak, büyük lokma yemek” gibi kavramları içeren veciz sözleri zaten atalarımız evvel zamanlarda yazmış çizmiş; ben şimdi bunları tekrarlamayacağım tabii ki de… Lakin yazıdaki 398 sayısına verdiğim tepkiyi arkadaşa (ikimiz de alışmışız 16~20 bölümlük Kdramalara) yansıttığımda şu diyalog geçiyor aramızda:

Toprak İşçisi: 398!!! Kınamıyorum Allah’ım! Tövbe Allah’ım!

Penny: Ayyyy 398 hayatta dayanılmaaaz!

T.İ.: Allah’ım Penny büyük konuştu Allah’ım ben değiiiiil!   ‘2 dakikada adam satılır’ ;))))

P: Ahahahah yeminle valla büyük konuştum başıma gelmesin! Atlaya atlaya izlerim ki;)

T.İ.: Kahkalarla sana katılıyorum! Di mi yaa, atlaya zıplaya o bile biter ki!

P: “Çekikler çirkin” derken fanları olduktan sonra, valla büyük konuşmayacam bu sefer! Hint hiç sevmeyen, tiplerini itici bulan biri olarak Hint fanı olmak istemiyorum, dayanamam.

     Durum özetle bu iken, bizim buralarda ki kıta sahanlığında hakim olan rüzgarlar “398”in tamamen aleyhinde eser iken, ben dedemin beşiğinde tıngır mıngır sallanır iken, evvel zamanının birinde içime kaçmış olan sazan tohumlarının varlığını bilir iken, ‘tohumların yeşermesine engel olmak mümkün değildir bilirim’ der iken, beklenen teşvik cümlesine gün sonuna doğru ulaşıverdim: “Biraz dizinin youtube videolarına bakayım, durum fan kliplerinden anlaşılır zaten.” Ve kaşınan keçi misali videolara tıkladım… Sonra sahnelerden bi’ sahneyi merak ettim. Daha sonra dizi bölümlerinin 20 dakika olduğunu öğrendim. Daha da sonra “Merak ettiğim sahnenin olduğu bölümü izleyeyim, ne de olsa 20 dakika” dedim. 88. bölüme tıklayarak başladım… Nefertiti’den konuya hakim olduğum için 88. bölümden konuya girmekte sorun yaşamadım; zira baktım ki, zaten tam da bu bölümde başrol olan kız adamı sevdiğine anca uyanıyordu. Öncesi hep kavga kıyamettir diyerek 89,90,91,92… pıtı pıtı fıtı fıtı  ilerlemeye başladım. Lakin aile kısımlarını, yan hikayeleri filan tabii ki izlemiyordum, sadece çiftin beraber olduğu yerleri izliyordum. Amma velakin, gel gör ki çiftimizin olduğu kısımlarda da bi’ tuhaflıklar zinciri vardı ki, bu zincir sadece gözümü değil ağzımı burnumu da tırmaladı duruyordu. Daha önce hiç Hint dizisi izlememiş olsam ‘yahu kültüre yabancıyım ondandır’ diyeceğim ama gel gör ki daha önce de Hint-Amerikan ortak yapımı olan Outsourced dizisini izlemiştim. Yahu Hint filmi desen zaten izliyoruz arkadaşım… Ama biliyorum ki ‘diziler’ kültürleri daha sıkı bir şekilde yansıtıyor. Ben Uzak Doğu dizilerine yabancı olmadığım için, bu yeni ‘dizi kültürü’nü biraz garipsedikten sonra akabinde hızlıca kabullenebildim. İlk kez yabancı kültürden bir dizi izleyecekseniz, sizin kabullenme süreciniz biraz daha uzun olabilir belki, ama bence yılmazsanız değecektir… Gerisi biraz da sizin ırkçı damarınızın kalınlığına kalıyor… Dediğim gibi, önceden ben de dizi-film konusunda hayli ‘ırkçı’ydım… Allah selamet versin diyelim:)

Tuhaflıklar zincirine geçmeden önce:

  • Şu an dizinin 328. bölümündeyim. ♥♥
  • Dizi hakkında yazmak için, diziyi bitirmeyi beklemememin sebebi: Biliyorum ki, beynimin fangirl eğilimli kısmı, izledikçe bütün tuhaflıkları mazur görmeye başlayacak. Fanlığın “dibinin olmadığını” kaç insan üzerinde bizzat görmüş biri olarak; iş işten geçmeden, gözlerime perde inmeden yazmak istedim bunları. Ki geç bile kaldım muhtemelen, zira zehir çoktan kana karıştı zannımca doktor…

Dizi başladığından beri beni kaşındıran şeyler:

  • Çiftimiz bakışmaya başladığı zaman, bu bakışma üç gün filan sürebiliyor. İster zamanın göreliliği kuramının açısından bak, istersen gel benim yanımdan bak! Ekran karşısındaki bana göre, yer yer üç günden bile uzun süren bakışmalar oldu. Hatta 20 dakikalık bir bölümün, 5 gün sürmesine sebep olan zaman kırılmaları oluştu uzayda!

         →Bir de, başlarda, algılayamadığım şey şuydu: “Eee, birbirlerinin içine düştüler niye kimse bi’ şey demiyor?” Çünkü evin  salonunda, herkesin içinde filan bakışıyorlar ama kimse de demiyor ki “hayırdır tüplü dalış mı tüpsüz dalış mı?!” Yani gerçekte,  evin salonu değil de düğün salonu gibi kalabalığın dikkatleri dağıtacağı bir ortamda bile, biriyle gözümü almadan bu kadar  bakışacak olsam,  seksenlik gözleri kataraktlı babanem bile konuya uyanır ben sana söyleyeyim.

Bu uzun süren bakışmalara eşlik eden ‘Rabba ve’ şarkısını da işin içine alarak, fanlar bir caps hazırlamış. Gülümseyerek sunuyorum:

rabba

  • Erkek zengin, çok zengin. Mr. Darcy diyorum ya işte o hesap. Hintli Darcy’miz (Arnav), helikopterlerden inip jetlere binen, konaklarda yaşayan biri olarak yansıtılıyor. Ama gel gör ki, 240 bölüm filan izledim, elemanın toplasan 9-10 kıyafeti anca vardır. Döndürüp döndürüp bunları giyiyor. Bu kıyafet çeşitliliğine spora giderken, uyurken, evde takılırken, işe giderken giydikleri dahil! Biz alışmışız zengin dizilerimizde, bir kere  giyilen kıyafetin bir daha giyilmemesine! Yapımcı firmanın sponsorları mı zayıftır nedir anlamadım ki. Bizde ‘kapıcı kızı Feriha’nın bile gardırobu daha geniştir bununkinden. Adam tek güneş gözlüğüyle diziyi bitirdi yahu, bari evdeki gözlüklerinden sete getireydin   sevgili Darcy… Neyse ki, arada bir bu zengin çocuğunu dövüp üstündekileri yırttılar; bazen de düğün dernek filan oldu da değişik bir şeyler giymiş oldu, gözümün kaşıntısı  rahatladı biraz:)

arnav - Kopya (2)    

  • Kız fakir, çok fakir. Bildiğin Hintli Elizabeth işte… Ama kız (Khushi) geleneksel bir kız. Hiç modern kıyafet giymiyor. Gündelik olarak ‘anarkali’ denilen elbise üstü şal, özel günlerde de ‘saree(sari)’ denilen o bildiğimiz tek parça şaldan oluşan büstiyerli kıyafeti giyiyor. Fiyatlarını bilmiyorum ama kızımız hep renk renkti, aynı kıyafetle dönüp durmadı yani, iyi dikiş bildiğindendir belki:) Buraya kadar sorun yok. Lakin kızın gelenekselliğinin devamı olarak gece yatarken giydiği kıyafetler de gelenekseldi. Ama gördük ki geleneksel uyku kıyafetleri acayip betermiş Hindistan’da. Gündüz dar ve beli göbeği açıkta bırakan şıkır şıkır kıyafetler giyin siz, iş akşam uyumaya geldi mi nerede bir yamalı şalvar var giyinin üstünüze! Ayıptır ya:( Gerçi gördüğümüz kadarıyla, öyle anlaşılıyor ki, genelde üst değiştirmeden uyuyorlar:)

Lakin kız pek sevimli… Keira Knightley’in dili dışarıda gülümseyerek yakalamaya çalıştığı sevimlilikten çok daha iyi bu kız (Sanaya Irani)…

  • Kızın saçları belinin altında. At kuyruğu gibi değil de, Kisra Sarayının sütunları kalınlığında diyebileceğimiz bir gürlükte beline kadar iniyor kızımızın saçları! Makyajı ise her gün aynı koyulukta, aynı ağırlıkta… Ve Khushi, gece olup da o caanım allı morlu kıyafetlerini çıkarıp, üstüne gecelik niyetine çulçaputunu giydikten sonra; o upuzuuuun saçlarını açıp omuzunun üstünden öne doğru aldıktan sonra, tüm makyajıyla birlikte, bir sanat eseri edasıyla yatağına uzanıyor. Sabah olup da güneş doğduğunda; biz, kızın o açık bıraktığı uzun saçlarına dolanıp boğulma tehlikesi atlatmış olabileceğini yada saçlarının karyolanın ayaklarına dolanmış olabileceğini beklerken; kız aynı “sanat eseri” halinin “dinlenmiş” bir formu olarak yatağından doğruluyor. Normalde öyle bi’ makyajla yatılırsa, o yastık kılıfını 3 gün çamaşır suyuna bassan bile açıramazsın. Yani biz de yastığa sanat eseri gibi uzanmasını biliriz, lakin Allah’ın bildiğini kuldan saklamanın alemi yok, biliriz ki o sanat eseri, sabaha,  geniş çaplı bir tuval çalışmasına dönüşecektir…

  • Bu sefer, kültürel bilgimin eksik kaldığını düşündüğüm bir durum söz konusu. Kız büstiyerli, belini göbeğini açıkta bırakan kıyafetler giyiyor, ama o boynundan arkaya doğru attığı (hiçbir yeri örtmeyen) şalı düştüğü yada uçtuğu zaman çıplak kalmış gibi tepki gösteriyor. İlk bölümlerde, şal düşünce (oğlan bile sakınıp direk yere bakınca) ben ‘Ne oldu ki ya, eğilip alsanıza şalı biriniz, yalandan gerilim yapmayın yahu, eğilmek ayıp bir şey mi?!’ zıplamalarıyla izliyordum ama sonra alıştım. Anlaşılan bunlarda şal düştü mü takke görünüyor:)

  • Dizi 2012 yapımı olmasına rağmen, kızın saçlarına arada bir “bizdeki 90ların düğün modasına” uygun bir şekilde maşa atmaları, bende Hindistan’da ki saç trendleri konusunda endişe uyandırdı…

  • Genel anlamda, bütün dizide “iç ses” kavramı çok az kullanılıyor. Herkes tek başınayken yada kalabalıktayken, deli gibi, (bağıra bağıra, uzun uzun, özneli yüklemli, çatılı geçişli, kollu bacaklı cümleler kurarak) kendi kendilerine dertlerini, sırlarını, planlarını, suçlarını, v.b. anlatıyor. Biz oturduğumuz yerden “Aaaabi deli misiniz divane misiniz?!” diye atarlanır iken tabii ki de buradan senariste çok ekmek çıkıyor;)

  • Jalebi denilen o diyarların ünlü bir tatlısı var. Kızımız da, ne zaman gergin hissetse, tedirgin olsa ‘dalgınlıkla’ bu tatlıdan tabiri caizse kazanla pişiriyor. Ama kız sakarlığıyla meşhur…  Ama bu jalebi, bizdeki lokma tatlısı misali, kızgın yağda kızartılıyor. Kızın dizi boyunca kızgın yağla yanmasını bekledim ama hala yanmadı. Dur bakalım daha finallemedik… {Sadistliğimden değil yahu, realistliğimden hep :)}

  • Khushi sakar dedik ama öyle sıradan bir sakar değil. “Yerden 2 santim yükseğe çıksa bile Darcy’nin kucağına düşme” konusunda altın madalya sahibi! Yani öyle sıradan bir beceri sayılamaz bu! Darcy’nin belinin çoktan ortadan ikiye kırılmış olması gerekiyordu bence, ama hala sağlam duruyor adam. Tabii ki de kız oğlanın kucağına düşer de oğlan onu hemen yere bırakır mı?! Kucakta yaşanan uzun bakışmalar… Ee çocuğun beli kesildi, o kadarı da hakkıdır diyorum:) Lakin kızın bu sakarlıklarından Darcy’e dizinin başından sonuna dek çok ekmek çıkıyor çook;)

     

Amma velakin araştırmalar öyle gösteriyor ki, bu ‘düştün-tuttum’ sahnelerini evde denememek gerekiyor:

  • Diziyi izleyenlere yada Hindistan Cumhuriyeti’yle ilgili akademik bilgiye sahip olanlara yöneltmek istediğim bir soru: Bu devlette evlilikler resmi makama bildirilmiyor mu? Evlilik sadece dini ritüellerden mi ibaret? Dizide böyle bir kısım var; spoiler olmaması için açıktan soramıyorum…
  • Hint filmlerinden ve kitaplardan filan, Hint kültüründe aile yapısının aşırı erkek egemen olduğunu biliyordum ama bu kadar da aşırı olduğunu bilmiyordum! Dizinin pek çok sahnesinde konaktaki kadınları omuzlarından sarsıp “Bu erkeklere ne yedirip içirdiniz de şimdi size böyle davranmaya cesaret edebiliyorlar?!” diye bağırınasım geldi… Yazık… Üzücü…
  • Arnav’ı canlandıran başrol oyuncusu Barun Sobti gördüğüm en kötü dans eden Hitli oyuncu;) Aslında bu beni rahatsız eden bir şey değil, zira bence erkeğin kıvırtamayanı daha makbuldür. Barun’un da kıvırtamadığını, o kıvrak Hint figürlerini bir odun edasıyla yapmaya çalıştığını gördükçe, oyuncuya daha bi’ ısındım ve çok güldüm:)

Videosunu da yayınlardım da neyse skandal çıkarmayalım şimdi:)

  • …Zaman mekan tanımadan esen aşk rüzgarlarını, sonu gelmeyen şal savaşlarını, üç bölüm boyunca konuşmayan başrol oyuncusunu, kızın başımıza dert olan kalp atışlarını; önceleri “N’oluyoo len?” diye karşılasak da sonradan “Hindistan’ın temsili aşk anlatımı” olarak algıladığımız bu öğelerin hepsini tatlılıkla kabullenip “Aay çok güzel ya!” diyerek bağrımıza bastık bile…

 

  • Diziden henüz 20-30 bölüm izlemiş iken kaşıntı listem daha uzundu. Lakin dediğim gibi, zehir büyük ölçüde kana karıştı artık …

            Bu kadar kaşıntıya rağmen hala uyuz kapmayanlarla birlikte, şimdi işin masal kısmına doğru yürüyebiliriz. Heyecanlanabilir miyim biraazzzz?! 

Dediğim gibi, başlangıçta rahatsız edici şeylerden bahsetmemin asıl sebebi, canını seven kaçsın diyeydi. Gayet yoğun bir gündeme sahip iken, bu dizi yüzünden, bir anda frene basmak zorunda kalmış biri olarak insanlık namına öncelikle herkese bi’ el aman vermek istemiştim. Verdim mi, verdim. Daha da kötüleyemem caanım diziyi, köprüden önce son çıkış, tüyen tüysün… 

Hintli Darcy & Elizabeth’i izliyoruz:

√ Fakir kızkardeşler: Bu dizide, kız kardeş sayısı ikidir. Tabii ki de bu kardeşlerin ikisi de birbirinden güzeldir. Kız kardeşlerden büyük olanı Payal (Jane’in dengi) saf, sessiz, kaderine razı ve içine kapanık iken; küçük kardeş Khushi (Elizabeth) ise yerinde duramayan, neşe saçan, şakacı, iyi dans/yemek/elişi yapan, becerikli, dikkat çekici, çenesi durdurulamayan, zeki ve tüm bunlara ek olarak sakarlıkta üstüne kimseyi tanımayan karakterde birisidir…

√ Zengin erkekler: Burada erkekler yakın dost değil, kuzendir. Ama Hint geleneklerinden ötürü kardeş gibidirler ve evlendikten sonra da (evlenmeden önce olduğu gibi) aynı konakta cümbür cemaat yaşamaktadırlar. Ve tabii ki erkeklerden en zengini olan Arnav (Darcy), erken yaşta anne babasını kaybetmiş yaralı bir mazisi olan, kaba, bencil, kibirli, gelenekleri reddeden, herkesin ürktüğü, dini hiç bir törene katılmayan, sinirlendiği zaman en yaşlısından en gencine herkesin korktuğu aşırı kuralcı biridir. Kardeşi gibi olan erkek kuzeni Akash (Bingley) ise, vur ensesine al lokmasını hesabı, anasının kuzusu hesabı, kuzeni Darcy’nin eğitimli finosu hesabı, evlensem de kızın bir dediğini iki etmesem hesabı biridir:)

√ Darcy’nin hasta kız kardeşi: Bu dizide Arnav’ın hasta ablası vardır. Abla (Anjali) hem fiziksel hem de psikolojik olarak zayıftır. Arnav, ablasına aşırı bağımlıdır; sinirinin, kural tanımamazlığının işlemediği tek kişi ablasıdır. Ablası evlidir. Anjali ve eşi de, cümbür cemaate dahil olarak konakta yaşamaktadırlar.

√ Darcy’nin kız kardeşinin eski nişanlısının, Elizabeth’e yanaşması: Dizide de durum böyledir; lakin daha afilli daha janjanlı bir durum söz konusudur! Bu ‘eski nişanlı’ karakteri (Wickham); dizide de, kitapta olduğu gibi;  görünüşünün tersine, yapmacıklığın, yalancılığın, ikiyüzlülüğün ve kötülüğün timsalidir ve Darcy’nin zıddıdır. Kitapta  yanlış anlamalara ve ayrılığa sebep olan bu konu, dizide de tüm yanlış anlamaların ve ayrılıkların ana sebebi olacaktır…

√ Darcy’nin Elizabeth’i istemeyen halası: Hindistan’daki geniş aile yapısına uygun olarak, bu öğeden, dizide bir değil 2-3 tane vardır:)

√ Darcy ile evlenmek istediği için entrika çeviren diğer kız: Ee elbette, olmaz mı hiç?! Hatta, sevimli olanı sevimsiz olanı gibi çeşitlerimiz bile mevcuttur:)

√ Jane ve Bingley’in evliliğinin, başkarakterler için, önce ayrılık sonra birliktelik vesilesi olması: Evet evet evet evet, aynen öyledir… Dizide; buna ek olarak, başroller arası nefretin zirveye çıktığı zaman dilimlerinde, Akash ve Payal’in evliliği kilit konumda duracaktır…

√ Jane’nin soğuk algınlığı vesilesiyle, başrollerin zorunlu olarak aynı evde kalması: Bu ve buna benzer pek çok olay aracılığıyla, başrollerimiz zorunlu olarak (hatta birbirlerinden nefret ettikleri zaman dilimlerinde bile) birarada  durmak zorunda kalacaklardır.

√ Darcy’nin kızkardeşinin Elizabeth’e olan sevgisi: Burada da Arnav’ın ablası Khushi’yi fazla fazla sevmektedir… Böyle görümce dostlar başına;)

√ At arabaları, uzun yürüyüş parkları, kabarık İngiliz elbiseleri: Bunlar yok. Bunların yerine; berbat Delhi trafiği, Arnav’ın beyaz jipi ve egzotik Hint elbiseleri var…

√ Olaylarının ilerlemesine ve dans sahnelerine vesile olan, balo ve partiler: Ailelerin koyu Hindu olmalarından mütevellit; mütemadiyen yapılan ayinler, şenlikler, festivaller, anma törenleri ve 1-2 hafta süren düğün törenleri bu meseleyi kökünden fazlasıyla halletmektedir.

√ Darcy ile Elizabeth’in zıtlık ve çatışmaları: Tıpkı kitaptaki gibi, küçük bir taşra çevresine mensup olan Khushi kendi kendini yetiştirmiş, oldukça zeki, nüktedan ve canlı bir yapıya sahiptir. Davranışları serbest ve dili de iğneleyicidir; lakin aynı zamanda iyi niyetli ve candan bir yaradılışa sahiptir ve bir hayli de gururludur. Tüm vaktini çınçınçın konuşarak ve çevresine yardım ederek geçirir. Hintli Darcy (Arnav) ise Khushi ile tamamen zıt yapıdadır; oldukça ciddi, gururlu ve kibirli olan bu genç adam, taşra kasabasından gelen insanlara ve Khushi’ye karşı fazlasıyla hor gören ve soğuk bir tutum takınmıştır her zaman. Arnav Hindistan’da var olan kast sistemine göre bir soyludur ve sınıfının değer yargılarını aşamadığı gibi sahip olduğu güç ve paranın her şeyin üstünde olduğuna inanmaktadır.

Austen, Aşk ve Gurur’da Elizabeth ve Darcy arasında gelişecek olan tutkulu aşkı zıtlıklar ve çatışmalar üzerine inşa eder. Dizide de, davranış ve karakter açısından olduğu kadar, ait oldukları toplumsal sınıf açısından da birbirlerinden oldukça farklı olan bu iki insanın ilişkileri gurur ve önyargı yüzünden bir türlü yolunda gitmez; ancak en sonunda gerçekler ortaya çıktıkça ve ikisi de birbirleri hakkında peşin hükümlü olmakla yaptıkları yanlışları fark ettikçe bir araya gelebileceklerdir.

√ Elizabeth ve Darcy’nin kavuşmasıyla, kitabın anında sona ererek hevesimizin kursağımızda bırakılması: İşte tam bu noktada, dizi bizi adeta ihya etmektedir! Arnav ve Khushi’nin sadece kavuşmalarını değil; düğünlerini ve evliliklerini de izleyeceğizdir…

    

“Karşılaştırmalı masal anlatımı” kısmını henüz bitirmiş iken, diziyle ilgili olmazsa olmaz dediğim bir kaç noktaya daha parmak basmak istiyorum:

  • Arnav; gururlu, kibirli, taş kalpli ve önyargılı olması sebebiyle, Khushi’yi sevdikçe bu yeni duygularını gururuna yediremez ve öfkelenir. Bir süre, öfke tarafından ele geçirilmiş, devamlı Khushi’ye saldıran, zarar veren bir Arnav izleriz.   Lakin bu noktada Arnav gücü nispetinde kıza gerçekten zarar vermektedir (Kızı birinci katın camından aşağıya attı daha ne diyeyim!). İnsanların önünde Khushi’ye ettiği hakaretleri de değil Khushi, Khushi’nin on sülalesi gelse kaldıramazdı. Khushi de gururlu ve sivri dilli olunca bu ikilinin ciddi karakolluk olabilecek kavgalarına seyirci olduk. Ama kızı camdan aşağıya atsa bile, kızın parmağına iğne battığı zaman ortalığı ayağa kaldıran bir Arnav izlediğimiz için aşk ve gururun tek bünyede ki savaşını izliyorduk aslında. Arnav’ın Khushi’ye “Welcome to hell!” dediği sahneyi daha unutmadık… Bu kavgalar esnasında birbirlerine sıcak çay, kahve, temizlik kovası suyu fırlatmaları gibi şeyler artık işin en zararsız hali olmaktaydı:)

  • Tüm öfkesine ve  nefretine rağmen, Arnav’ın, zaman zaman Khushi’ye bakarken adeta “hattan düşmesi”; zaten kalbini dizginlemekte zorlanan Khushi’nin aklını iyice karıştırır. Arnav ve Khushi’nin bu ‘hattan düşme’ sahnelerini izlemelere doyamamaktayızdır;)

  • Arnav daha sonra Khushi’yi sevdiğini kabullense de, araya giren başka sebepler dolayısıyla kızdan nefret eder. Nefreti, her iki taraf için de, öfkesinden daha yıpratıcı olur.  Lakin Arnav, kıza olan nefretinden dolayı kızı duvardan duvara bile çalsa, kızdan ne bir santim uzak, ne de bir saniye ayrı kalabilmektedir.  Khushi’nin ‘pansumanını’da asla ihmal edemez…

  • Dizide ki komedi unsurunu götüren kişi Khushi’dir. Khushi yaramazlıklarını, acarlığını en ‘korktuğu’ sahnelerde bile elden bırakmaz. Taklit konusunda da hayli başarılıdır:) Khushi’nin, Arnav’ı uyuz etmek için, zırt pırt söylediği “Aaj mausam hai suhana” şarkısı da en sevdiklerimizdendir:)

  • Dizide, taş kalpli bir buzlar prensi olan Arnav’ın, Khushi’yi sevdikçe güzelleşmesi söz konusudur. Öyle ki, en nihayetinde bize “Ne kadar da güzel sevdi yahu…♥♥” dedirtecektir…

Sırasıyla:       “Öfkeli”,      “Hattan düşen”,        “Seven”,        “Çok seven” Arnav…

Bu kadar sözel bilgiden sonra artık görselliğin dibine vurabiliriz!:

  • 1) Benim hazırlamadığım, ama yaptığı videoya bakarak diziye aşık olduğunu düşündüğüm bir fanın hazırladığı, diziyi genel anlamda tanıtan başarılı bir video:

  • 2) Bu video bir kolaj çalışması değil! Direk olarak dizinin bir sahnesi! Ben bu sahneye aşığım! Bitiyorum bu sahneye yahu;) “Seni seviyorum demeden yapılan aşk itirafları” olayı vardır ya; işte bu sahne bu olayın kralıdır, ağa babasıdır:) “En iyi aşk itirafları” listeme ilk beşten giriş yapacağı kesin.  (SPOİLER BAŞI) Bu sahne Khushi’nin ablasının düğününden bir bölüm. Hint geleneklerine uygun olarak yapılan düğünde Khushi kızımız 4 performans sergileyecektir. Bu videoda ki de Khushi’nin üçüncü performansıdır. Khushi nasıl bir koreografi hazırladığını ablasına bile söylememiştir. Sahneye çıkıp da, Arnav’ın ev sahibi olduğu bir düğünde, Arnav’a meydan okuduğu anda düğünde bulunan hem kız tarafı hem de erkek tarafı şok olur! Ben de çok şaşırdım. Hatta ablası gibi ben de “Khushi yapma, kaşınma Khushi” dedim. Khushi, dans koreografisini, Arnav ile kendisi arasında geçen olaylarla süslemiş ve popüler bir şarkıya Arnav ile ilgili yeniden söz yazmıştır. Bugüne kadar değil güldüğü, gülümsediği bile nadir olarak görülmüş olan Arnav’ın ne kadar sinirleneceğini, başta ablası olmak üzere, herkes gerginlikle beklemektedir. Ben de gergin gergin izlerken, Khushi’nin “onu laptopuyla nişanlandırın” demesiyle kahkahayla kopmaya başladım. Arnav bi’ pislik çıkarmasa bari diye beklerken, Arnav’ın o taş kalbinin bile böyle bir itirafa dayanamayacağını görmüş olduk! 😉 Arnav, Khushi’nin bu gizli  itirafına, kızımızın dördüncü ve son performansına aniden müdahil olarak oldukça ‘şiddetli’ bir cevap verir. (SPOİLER SONU) Aşık olduğum bir sahne olduğu için daha kısa açıklama yazamazdım. Bekar ablam olsa düğününde böyle bir skandal patlatmak için kolları sıvardım yani sahnenin o derece hastası oldum! Ya da kendi düğünümde böyle  bir skandal organize etmeliyim! 😉 Zaten videoyu mütemadiyen izliyorum ve maalesef her izlediğimde bana yine aynı enerjiyi veriyor! Tükendim artık, bıksam da kurtulsam;)… Aşağıdaki video Türkçe altyazılı ama görüntü kalitesi düşük. Mimiklere yazık olmasın, altyazısız ama HD olarak da izleyeyim diyenler şurdan tıktık. Buyrun efendim sahne Khushi’nin:
  • 3) Bu videoda izleyeceğiniz sahne de dizide sevdiğim sahnelerden: İki dakikalık bir iş için konağa uğrayan Khushi, istemediği halde Arnav’la karşılaşır. Arnav’dan, köpeğe atsan yemeyeceği bir kamyon hakaret işiten Khushi, konaktan incinmiş şekilde çıkmaktadır. Arnav hakaretlerini tüm konak ahalisinin önünde etmiştir; lakin kimse Arnav’a gık diyemediği için, konak ahalisi şimdi Khushi’nin gönlünü almak istemektedir. Popüler bir film olan “The Dirty Picture” filminin en popüler şarkısını Khushi için canlandırırlar… (Biz olsak mezdeke açardık, Hintliler hemen bi’ klip çeviriverdiler ayak üstü.) Kadınlar, konağın altkatını eğlence mekanına çevirmiş iken, bu eğlenceli dans sahnesi, burnundan soluyan Arnav’ın ,”Evde bu ne gürültü!” diye homurdanarak altkata gelirken, Khushi’yi görünce ‘hattan düşmesiyle’ son bulur;)… Bu sahnede çalan şarkı da dinlemelere bıkamadığım, her seferinde aynı enerjiyi veren bir şarkı…

  • 4) Dizinin ünlü müziklerinden “Teri Meri” şarkısıyla hazırlanmış olan, biraz spoilerlı kolaj bir video:

Veda Notları:

>Youtube videolarını tekrar tekrar izlemekten diziye devam edemeyen biri haline gelmiş bulunmaktayım. Kendimi dizginlemesem 20 tane daha video eklerim ama burada duruyorum artık…

>Yazı uzun oldu zannımca… Ama yazının orjinal halinden ne kadar gif ve fotoğraf çıkardığımı, kaç paragraf sildiğimi bilseydiniz böyle demezdiniz… Hem bundan önce yayınladığım son yazının tarihi bir yıl önceyi gösterdiğine göre, bir senelik hakkımı toplu kullandım diyelim;)

>Eğer ben, içimdeki fangirlü adeta döverek susturmasaydım bu yazı çok daha uzun olurdu. İçimdeki fangirl her lafa girmeye kalktığında adeta kafasına vurarak uzaklaştırdım yazıdan; her seferinde “Bunları biz büyükler okuyacağız sen dur!” dedim. Şimdi odanın köşesinde ağlıyor içimdeki ergen;) Lakin içimdeki çocuk kadar içimdeki ergeni de beslemeyi kendime yol edinmiş biri olarak, arada ona da söz hakkı verdim tabii ki; ama attığı fangirl çığlıklarını, ağzının kulaklarına vardığı yerleri yazmadım. Diziyi izlerken içimde adeta baloncuk birikiyordu; çoğunu patlattım rahat ettim;)

>Şimdi gidip izlemediğim ilk 88 bölümü, sonra da kalan son 70 bölümü izleyeceğim. Yani başlangıçta uzun diye dırdır ettiğim diziye şimdilerde, bitmesin diye, takla attırıyorum…

>Nefertiti “Arnavlamak”tan bahsetmiş. Arnavlananlar; henüz arnavlanmayanları arnavlayabilecekleri gibi, çoktan arnavlanmış olan bizlerle de iletişime geçebilirler tabii ki;) Arnavlanan yada arnavlanmayan herkesi bekleriz… 😉

Dizi bittiği zaman isteseniz de istemeseniz de öğrenmiş olacağınız kelimeler: Hindistanın 2 tane resmi dili var; İngilizce ve Hintçe. O sebeple konuşurlarken cümlenin yarısı İngilizce yarısı Hintçe olan ortaya karışık bir konuşma dili kullanıyorlar. Hintçe’de (Arapça’dan kaynaklı) Türkçe’yle ortak olan pek çok kelime var; hatırlayabildiklerim şöyle: Nefret, muhabbet, aşk, beraber, çatı, perişan, lakin,v.b…  İngilizce olarak öğreneceğimiz yegane kalıp ise: What the! 😉 Eşantiyon: LaadGovernor!

Diziyi bir de biz görelim ama uğraştırma bizi diyorsanız: **EDİT** Nefertiti‘nin  ve Kore Delisi‘nin bloglarındaki yazılardan diziyle ilgili formal/informal bilgilere rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Lakin okuma yapmadan diziyi hemen izlemeye başlamak istiyorsanız 3 farklı siteden izleyebilirsiniz:
1) Yeppudaa sitesi (Çeviri devam ediyor.) (Üyelik gerekmiyor.)
2) BollwoodFanatikleri sitesi (Üyelik gerekiyor.)
3) Bollywoodtc sitesinden 1-84 arası, 85-159 arası (**EDİT** Bu site yayın hayatını sona erdirdi, lakin emekçileri anmak adına yinede hatıra olarak dursun burada 😀 RIP 😉 )

4) Kanal 7‘de “Bir Garip Aşk” ismiyle Türkçe dublajlı izlemek için TV’nizi de açabilirsiniz, internetten de izleyebilirsiniz. Bir Garip Aşk dizisini resmi sitesinden izlemek için buraya tıklayınız. (Dizi yayınlanmaya devam ediyor.)

Her iki sitedeki çevirmenler de farklı. Çevirmen konusunda titizseniz ikisini de deneyerek kendiniz bir sonuca gidebilirsiniz; lakin ben görüntü kalitesi faktörünü de ekleyerek bakınca yeppudaa’dan memnunun şimdilik…

**DEV GİBİ BİR EDİT**: Ben bu yazıyı yayımlayalı 2 yıl olmuş bile… 2 yılda köprünün altından ne sular aktı ne gemiler geçti tey tey tey… Bu süre zarfında Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon dizisinin namı diyar diyar gezdi dolaştı da Türkiye’de de kendine ses buldu bile. IPKKND dizisi Türk kanallarında yayınlansın diye dizinin fanları evvelden epey etkinlik yapmışlardı zaten. Kendilerine direk müracaat edilmiş olmasa da bu uzaktan gelen RabbaaVeeee nidalarına kulak veren Türk kanalı KANAL7 olmuş. IPKKND dizisi, BİR GARİP AŞK ismi ile hafta içi her gün saat 16:00’da Kanal 7 de Türkçe dublajlı olarak 9 Kasım 2015 tarihi itibari ile yayınlanmaya başlamış bile. Diziyi Türkçe dublajlı takip etmek-izlemek isteyenler dizinin resmi sayfası için şuracıktan tıklayınız:) İyi seyirler Türkiye, haydi Rabbeve’niz bol ola…    

Ben dizinin aslını izlemiş biri olarak ve normalde de filmleri orjinal dillerinde izlemeyi seven biri olarak şahsen dublajlı halini takip etmeyeceğim. Amma velakin dizi Kanal 7 ekranlarında bildiğin HD yahu! Görünce gözlerim açıldı resmen 😀 IPKKND dizisinin sevdiğim sahnelerini HD olarak, hem de büyük ekranda, Bir Garip Aşk adı altında izlemeye elbette tavım 😉

**Dedikodu Editi**: “Dizi çok aldı yürüdü, önünü alamadık” diyen Hint yapımcılar diziye, dizinin orjinal oyuncularıyla, özel bir bölüm çekmektelermiş şu günlerde… Olur yani bence, çok da güzel olur 😀 😀 ❤ ❤

42 Yorum

Filed under Diziler yola çıktı geliyor..., Genel